

Resimleri Büyültmek için lütfen üzerlerine tıklayın |
Kabak Koyu'nun Jeolojik Tarihi
Dr. JiIl Eyers
Doğa Bilimleri Bölümü, Open University, Milton Keynes, MK7 6AA 1 İngiltere
Türkiye birçok nedenle dikkate değer bir ülke olup, bu nedenlerin önde gelenlerindefl biri de jeolojik yapısıdır. Son 500 milyon yılı kapsayan jeolojik tarihimizin hemen hemen her dönemi bu ülkenin çeşitli bölgelerinde temsil edilmektedir. En yaşlı metamorfik ana kayalardan (Prekambriyen dönemine ait Menderes Masifi'nin 500 milyon yıldan daha yaşlı kayaları gibi), Kabak Koyu'ndaki 2 milyon yıldan günümüze kadar tarihlenen yine Prekambriyen çağı ve Quatenary'e kadar daha geç dönemlere ait tortul ve volkanik kayaçları da kapsayan tüm ana kaya tiplerinden örnekler Türkiye'de bulunmaktadır. Kabak Koyu ( Bakınız Şekil 1) Baba Dağı'nın güneyinde Fethiye'ye 12 km, Kördüğümsü ( Kelebek Vadisi)'ne 4 km mesafededır. Koy nefis bir manzara yanında bilimsel açıdan ilginç ve eşsiz bir görünüm sunmaktadır. 1000 metre yüksekliğindeki kireçtaşından oluşan girintili çıkıntılı ve geniş boğaz küçük, kumlu bir plajla sonlanır. Fakat bu bölgede kireçtaşı sadece tek tip kayadır ( Bakınız Şekil 2) ve "Likya Kütlesi" denilen daha büyük birimin bir parçasını oluşturur. Kütle alanı Menderes Masifı (kuzeybatıya doğru) ile Beydağları kireçtaşı platosunun (Antalya yakınlarından güneydoğuya doğru) arasında uzanmaktadır. Kabak Koyu'nun jeolojik tarihini ve eşsizliğinin nedenini anlamak için Likya Kütlesi'nin nasıl oluştuğunu bilmek gerekir.
Kireçtaşına ek olarak bu bölgede geniş peridotit ve karışım kaya alanları bulunmaktadır. Peridotitler yerkabuğunun altındaki büyük derinlikten yukarı itilmiş yeryüzü mantosunun sert ve kalın kaya dilimleridir. Bunların oluşması için çok uzun süreler ve çok dehşetli güçler gerekir. Manto'nun yerkabuğunun altından üstüne doğru bu itilme sürecinde içinden geçtiği kayalar, anlaşılacağı üzere kırılır ve parçalanır - ki karışım kayaları denilen bu kayalar bölgede yaygın bir tipdir. Her boyutta kırık ve kesikli formlarda, farklı orijinlerden gelmiş bu kayalar diğerlerinden kolaylıkla ayırdedilebilir.
Likya Kütlesini oluşturan yeraltından itilmiş çeşitli manto dilimlerinin en son yerleşmesi Geç Miosen dönemine ( yaklaşık 15 milyon yıl önce ) rastlar. Baba Dağı ve Kabak Koyu'nun kayalarını oluşturan dilim " Köyceğiz Yükselen Kara Parçası Dilimi" olarak tanınmaktadır. Bu Menderes Masifi'nin güneyinden çıkarak bölgedeki en yoğun bulunduğu yerleşim yerinin adını almıştır. Kabak'daki kireçtaşlarının bugünkü pozisyonlarını nasıl aldıkları böylece açıklanmaktadır. Ancak Türkiyenin bu bölgesinde özel ilgi çekmelerinin nedeni nedir? Bunu anlamak için kireçtaşlarını ve jeolojik tarihini incelememiz gerekir. Köyceğiz Yükselen Kara Parçası Dilimi'nin bu bölgesinde sıralanan kireçtaşlarının tabanındakiler Alt Kretas çağının Berrasian döneme süresince ( yaklaşık 140 milyon yıl önce) denizin derinliklerinde biriktiler. Üst Kretase çağında Maastrichtian ( 70 milyon yıl önce ) çağına kadarki donem boyunca ağır kristalleşmiş kireçtaşları ince-tabakalaşmışlarla kaplandı. Bu üst kireçtaşı kayalarında "rudist" masifleri ve diğer kabukluların fosillerinin bulunması bize bu dönemlerde denizin daha sığ olduğunu göstermektedir. İçeriğinde
"Turbidit", bazalt, kızıl çamurlu ve killi kireçtaşı barındıran sıralamanın en üst kısmı 50 ila 45 milyon yıl önce oluşmuştur.
Bu göstermektedir ki yöredeki en genç kayalar 45 milyon yaşındadır ve bu demek oluyor ki yeryüzü tarihinin 45 milyon yılı kaybolmuştur. Nedeni ise kaya sıralanmasında zelzele vs. nedenlerle bozulma ve erozyon ve de kısmen son Buzul Çağının yarattığı sonuçlardır. Bu şu andaki Kabak Koyu'nun görünümünü, toprak ve bitki yapısını ve böylece canlılarını doğrudan etkilemiştir. Kabak yöresinin şu andaki durumu ve eşsiz karakteri tamamiyle kireçtaşı kayaları, erozyon ve bu yükselen kara parçası diliminin bölgeye kaymasıyla ortaya çıkan coğrafi "tecrit" konumundan doğmaktadır. Kabak'ın peridotit ve diğer kaya tipleri, akarsu ve deniz ile çevrelenmiş bu konumu bitki ve hayvan türlerinin diğer bölgelere göç etmesini engellemektedir. Türler bu şekilde tecrit edilmekte, bölgeye özgü hale gelmekte (endemik) ve diğerlerinden ayrı olarak evrimleşmektedir.
Buradaki kireçtaşının özellikleri onu erozyona karşı hassas kalarak Kabak boğazının oluşumuna yol açmıştır. Tortul kayaçlar bir ölçüye kadar sabit şekilde kırılmışlar, fakat Köyceğiz yükselen kara parçası diliminin 100 km'nin üzerinde yükselişi sırasında karşılaştığı basınç bir çok geniş yarık ve kırıkları ( boğumlu ve eriyik oyukları) oluşturmuştur. Sonuç olarak bu kireçtaşı çok geçirgen bir kayadır. Yüzeydeki topraktan sızan su hızla alttaki kayanın çok sayıdaki kırığından aşağıya süzülür. Bu su yeryüzüne
ya vadideki akarsulara karışarak (örneğin Kabak'ın doğusunda Koca çay ) ya da kayanın kil gibi geçirgen olmayan bir tabakasına rastlamışsa bu tabaka boyunca akarak pınar biçiminde çıkar. Yaklaşık 300 metrelik bir yükseltide ortaya çıkan Kabak'daki pınarların oluşturduğu şelaleler daha alt seviyelerdeki kaya basamakları üzerindeki bitki türlerinin yetişmesi için uygun bir ortam yaratmaktadır. Aynı biçimde 50,000'nin üzerinde bireyi barındıran ormanı ve de dik yamaçlar arasındaki boğazda barınan diğer ender bitki ve hayvan türlerini beslemektedir.
Dik boğazın dar bir plajla sonlanması tipik bir karst özelliğin klasik biçimidir. Yüzeyde su kaynakları şelaleler haricinde nadiren görülmekle birlikte ( Genellikle kayanın altındaki oyuk ve kırıklara yönelir) boğazdaki topografya üzerindeki etkisi açıktır. Bu Türkiye peyzajında ender görülen bir şekil olup bir dizi özelliğin uygun biçimde bir araya gelmesini gerektirir. Karstların bir Çoğu kireçtaşı üzerinde oluşsa da, tüm karbonik kayalar doğru özelliklere sahip olmazlar. Bu özelliklerden birinden , jeolojik yapı, halen söz edildi, ancak ek olarak kayaların kimyası da önemli bir etkendir. Kaya en azından yüzde 60 kalsit ( veya argonit, ikiside CaCO3) ihtiva etmelidir fakat en iyi karst en azından yüzde 90 CaCO3 gerektirir. Kabak kireçtaşında bu oran yüzde 80 ila 95 arasındadır. Ayrıca kireçtaşı ikinci bir kristalleşme süreci geçirmemiş olmalıdır - Köyceğiz yükselen kara parçası diliminin tabanındaki kireçtaşları uygun değildir ve boğazlar oluşturamaz. Bir çeşit beyaz mermer olan dolomitlere dönüşen kireçtaşları da uygun değildir ( CaMgCO3 oluşumuna yol açan ve karbon mineralinde kalsiyum yerine çok miktarda magnezyumun yer alması hali). Başka bir deyişle sıralamanın üstlerinde yer alan kireçtaşları uygun değildir. Yükselen Kara Parçası Dilimi'nin nisbeten küçük bir kısmının doğru coğrafi mevki ve doğru yükseltide yer almasıyla oluşan eşsiz rastlantı Kabak boğazının yaratılmasına yol açtı. Tek kelimeyle milyonda bir yakalanabilecek bir şans !
Bununla birlikte Kabak Koyu öyküsünde çözülmesi gereken son bir düğüm daha var. Niçin hiçbir karstik ve diğer aşınma şekilleri açıkça görülmüyor? Yanıt koydaki iklim koşullarının bunun için en uygun durumda olmaması, en azından böyle önemli bir boğazın gelişmesi için uygun değil. Bu dramatik özelliklerin ilk oluşumları büyük oranda son buzul çağında belirdi. Gerçi Türkiye'nin bu bölgesi hiçbir zaman buzullarla kaplanmadı ama ( Buzullaşma sadece Anadolu da Uludağ ve Toroslar da görüldü) yakın çevresi bir ön buzullaşma devresi geçirmiş olmalı. Bu nedenle, Temmuz ayında en yüksek sıcaklığın 10 derece santigradı aşmadığı ( hatta genellikle daha düşük) dönemlerde kışın donlar yaşanmış olmalı. Böylece, daha önce kireçtaşının içlerine süzülmüş olan sular donarak tüm çatlakları tıkadı. Yazın yüzeydeki buzlar eridiğinde tıkanmış çatlaklardan içeri süzülemediğinden yüzeyden Kabak vadisini oyan akarsuları oluşturdu. Buzul çağının sona ermesiyle birlikte, yaklaşık olarak 10,000 yıl önceki Holosen dönemi boyunca ısı ve ona koşut olarak deniz seviyesi hızla bugünkü düzeyine yükseldi. Buzlar tamamıyla eridi ve sular kırıklar arasından süzülmeye devam etti. Sonuç olarak çok daha nemli karstik iklim koşullarının hüküm sürdüğü özellikle 7500 ile 4500 yıl öncesi arasındaki dönem boyunca Kabak vadisi hızlı karstik belirtilerle oluştu. Bu jeolojik öykünün doğal sonucu bitkiler ve hayvanların ortaya çıkmasıdır. Buzul tabakalarının erimesiyle deniz seviyesinin yükseldiği ve Kabak vadisinde nehrin yeniden akmaya başladığı Holosen dönemini izleyen dönemde boğazda yaşayan bitki ve hayvan türleri komşu bölgelerden ayrılmaya başladı. Bu türlerin çoğu şimdi sadece bu bölgeye özgü ( Endemik) olup yaşam alanları bu küçük coğrafyayla sınırlıdır. Bunlar gibi endemik topluluklar evrimin dönemeç noktalarıdır, ve kuvvetle inanıyorum ki üzerlerinde yapılacak araştırmalar birçok önemli bilimsel bulgulara ve sürprizlere yol açacaktır. |